SAYI : ÖZDERİN 2026/01

Bu bültenimizde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.01.2020 tarih ve E. 2019/11-474, K. 2020/26 sayılı kararı (“Karar”) kapsamında öncelikle Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) anlamında eser sözleşmelerinin neler olduğuna, ardından somut uyuşmazlıkta sipariş verenin meydana getirilen eseri kullanımının kapsamı ve ilgili kullanımlar bakımından eser sahibinin/üretenin mali haklarının devri için ayrı bir sözleşme yapılmasının gerekli olup olmadığına değinilecektir.
Bir eser, sipariş veren tarafın belirlediği plan ve içerik yani talimatları doğrultusunda, bir bedel karşılığında yaratıldığında, eseri üreten/imal eden taraf ile sipariş eden taraflar arasında “eser sipariş sözleşmesi” hükümleri uygulanmaktadır. Konunun daha iyi anlaşılması için örneklendirecek olursak aşağıdaki sözleşme ilişkileri TBK kapsamında tipik eser sözleşmesi niteliğindedir[1];
Yazılım Geliştirme Sözleşmesi; bir şirketin ihtiyaçlarına göre özel olarak bir yazılımın (CRM, mobil uygulama, ERP modülü vb.) bağımsız bir yazılımcı tarafından geliştirilmesi.
Mimari Proje Çizimi; bir arsa sahibi için, belirli ihtiyaçlar doğrultusunda mimari proje ve uygulama çizimlerinin hazırlanması.
Grafik Tasarım / Kurumsal Kimlik Çalışması; logo, kurumsal kimlik, ambalaj tasarımı gibi özgün tasarım eserlerinin sipariş üzerine hazırlanması.
Web Sitesi Tasarımı; hazır şablon değil, sipariş verenin taleplerine göre özgün web sitesi tasarlanması ve teslimi.
Kitap, Makale veya Rapor Yazımı; bir kişi ya da kurum için, belirlenen konu ve kapsamda özgün bir metnin (kitap, akademik rapor, fizibilite raporu vb.) yazılması.
Makine, Malzeme, Kalıp, Heykel, Tablo veya Sanat Eseri Yapımı; belirli ölçü, tema veya konsepte göre sanatsal bir eserin veya malzeme veya makinenin yaratılması.
Yukarıdaki örneklerde de olduğu gibi sipariş üzerine bağımsız şekilde ve belirli bir bedel karşılığında sipariş verenin belirlediği çerçeve, ihtiyaç ve yönlendirmeler doğrultusunda belirli bir sonucun/eserin/ürünün ortaya konulması taahhüt ediliyorsa bu durumda taraflar arasında kurulan ilişki eser sözleşmesi niteliğinde kabul edilmektedir. Bu tip ticari ilişkilere Türk Borçlar Kanunu m. 470 ve devamı uyarınca istisna akdi (eser sözleşmesi) hükümleri uygulanmaktadır. Burada ayırt edici unsur; eserin konusu, içeriği, şekli ve hatta kullanılacak unsurların sipariş veren tarafından belirlenmesi ve buna karşılık eserin bir bedel karşılığında meydana getirilmesinin taahhüt edilmesidir. Sipariş edilen eser, sipariş verenin organizasyonu içinde, emir ve talimatlara sıkı bağlılık altında çalışan bir kişi tarafından değil; bağımsız olarak ve serbest irade ile oluşturulur. Bu yönüyle hizmet ilişkisi kapsamında yaratılan eserlerden ayrılır.
İşbu bültenimize konu olan Karar’a konu somut uyuşmazlıkta ise bir çalışanın, şirkete sipariş edilen bilgisayar yazılımı/programı hazırlamış ancak yazılımı üreten çalışan ile şirket arasında bu yazılım için ayrı bir mali hak devri sözleşmesi yapılmamıştır. Davacı taraf olan çalışan hazırladığı bilgisayar programı karşılığında ayrıca bir ödeme almadığını ve mali haklarının devrine dair bir sözleşme de yapılmadığı gerekçesiyle mütecaviz kullanıma son verilmesini ve eser sahipliğinden kaynaklı mali haklarının ihlali sebebiyle tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı işveren şirket ise kullanımın izne dayandığını ve programın mesai saatleri içerisinde şirket veri tabanı kullanılarak hazırlandığını, böylece iş sözleşmesi kapsamında yaratılan bir eser olduğunu iddia etmiş ve karşı dava açarak bu durumun tespitini istemişlerdir. Karar’ın gerekçesinde bilgisayar programının sipariş verenin ihtiyaçlarına uygun şekilde hazırlanarak teslim edilmesi nedeniyle taraflar arasındaki ilişki, her ne kadar “bağımsızlık unsuru” olmasa da iş sözleşmesi kapsamında değerlendirilmemiş, eser sipariş sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir. Bu kapsamda, sipariş verenin eseri kullanma biçiminin, eser sahibinin mali haklarını ihlal edip etmediği ise ayrıca değerlendirilmiştir. Somut olayda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadı uyarınca, eser sipariş sözleşmelerinde sipariş verenin yani işverenin, eseri sözleşme kapsamı ile sınırlı olarak eseri kullanabileceği belirtilmiştir.
Kararın gerekçesi değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşmede kapsam açık tanımlanmazsa, eserin kullanım sınırları tartışmalı hâle gelecek ve sonradan ek lisans / hak devri ihtiyacı doğabilecektir. Hizmet (iş) sözleşmelerinde ise, çalışanın meydana getirdiği eserler bakımından hakların kendiliğinden işverene geçtiği varsayımı hatalı olacak, iş sözleşmesinde veya ek bir protokol ile açık ve yazılı bir düzenleme yapılmaması, işveren açısından ciddi fikri hak riskleri doğuracaktır. Bu nedenle, eser sözleşmeleri ile hizmet sözleşmeleri birbirinden ayrıştırılmalı ve her biri için uygun içerikte hak devri maddesi öngörülmelidir. Özellikle mühendislik, araştırma, geliştirme, üretim, yazılım, iş geliştirme vb. iş süreçlerinde görevlendirilen personellerin iş sözleşmelerinde işleri esnasında meydana getireceği fikri ve sınai haklara konu olabilecek eserlerin manevi ve mali haklarının işverene ait olacağına dair hüküm bulunması önem arz etmektedir. Yine dışarıdan/bağımsız bir taraftan özel üretimle bir eser sipariş edildiği durumlarda taraflar arasında imzalanacak olan sözleşmede fikri ve sınai hakların işverene/sipariş verene devredileceğine dair hüküm bulunduğunun kontrol edilmesi, özel bir üretim yapılacağına dair detayların sözleşmeyi kontrol edecek avukatlarla paylaşılması oldukça önemlidir.
Özetle bu tip fikri ve sınai haklara konu olabilecek ticari ve hizmet ilişkilerinde risk almamak için temel ilkenin “Bedel ödenmiş olması, tek başına fikri hakların devredildiği anlamına gelmez.” olduğunun ve meydana getirilecek olan eser ile ilgili hak devri ve kullanım yetkisinin açık, yazılı ve kapsamı belirli şekilde düzenlenmesinin önem arz ettiğinin satın alma ve insan kaynakları departmanlarınca bilinmesi son derece önem arz etmektedir.
Söz konusu kararların uygulanması ile ilgili herhangi bir hukuki sorunuz olması halinde bizimle irtibat kurmanızı rica ederiz.
Saygılarımızla,
Av. Senem ÇETİN
Danışmanlık Departmanı ve Uyum Yöneticisi
[1] Konunun diğer sözleşme türleri ile karıştırılmaması için örnek verecek olursak ise sürekli çalışma taahhüdü içeren durumlarda hizmet sözleşmesi, sonuç değil emeğin/çabanın veya işin takibi taahhüdü var ise vekalet sözleşmesi, sipariş üzerine özel üretim yapılanmayan hazır ürün alımlarında ise satış sözleşmesi hükümleri söz konusu konu olmaktadır.